Gönderen Konu: Psikiyatr Gözüyle İstanbul..  (Okunma sayısı 411 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı bahar

  • Süper Moderator
  • *****
  • İleti: 1,604
  • Teşekkür Sayısı: 4
Psikiyatr Gözüyle İstanbul..
« : 27 Aralık 2008, 09:06:17 »
İstanbul

O hepimizden bir parça,
Her birimiz de ondan bir parçayız …






İstanbul'un huy ve mizaç tahlili:

Enerjiktir. Hiç durmaz. Devamlı bir hareket halindedir. Durmaya gelemez; durduğunda çok derin bir uykuya dalar. Durursa düşer. Düşmemek için, hep yapacak bir şey bulur. Öylece ayakta kalır.

Büyüktür. Hantal değildir. Küçücükmüş gibi hareket edebilir. O kadar parça parçadır ki, bir parçasını hareket ettirdiğinizde, diğer parçaların haberi bile olmaz.

Kafa karıştırır. Her şey, olayların hepsi, bir anda, aynı zamanda olur. İskeleden gemi kalkarken, tramvay yolcusunu iskeleden almış gitmektedir. Kafamız her şeyi aynı anda alamayabilir. Karışır.

Yaşlıdır. Yaşını göstermez. Hareketlidir. Sağına-soluna gençleştirici eklemeleri çoktur. Gençleri sever. Gençleri çeker. Yaşlılara zor gelir.

Neşelidir. Cıvıl cıvıldır. Neşesini buldu mu, kendini mutlu hisseder. Mutlu mudur? Mutluluk o anda var ise, vardır. Daha ötesini düşünmez. Biraz sonra onu çok farklı bir ruh hâlinde bulabiliriz.

Kızgındır. İter-kakar. Hırpalar. Bu yaptıklarının kendini koruma amaçlı olduğunu düşünürüz. Kendini tehlikede hisseder. Birilerinin kendisine bir kasıtları olduğunu düşünür. Eski ismiyle hitap edenlerden ("Kos" der kimisi kısaca) huylanır; sinirlenir, unutmak, kopmak istediği geçmişini hatırlattıkları için. Geçmişini niye unutmak istediğini de unutmuştur. Sorsanız, bir cevabı vardır yine de...

Ona aşkla bağlanılır. İstanbul aşkla bağlanılan kentlerdendir. Aşık olduğunuz kişinin nasıl birisi olduğu, sizin nasıl birisi olduğunuza bağlı olabilir. Daha önemlisi, nasıl birisi olacağınızı belirler. Neredeyse bütün aşklarda olduğu gibi, onu idealleştirirken, kendinizi ona benzetmeye, onun gibi olmaya, onun gibi davranmaya başlarsınız. İstanbul da sizi sever. Size karşılıksız bir aşk yaşatmaz. Ama seveceği ne kadar çok kişi olduğunu düşünürseniz, size düşen paydan sıkılmaya, yakınmaya başlayabilirsiniz. Aşkınız biter gibi olduğunda, bazen onun ömrünü uzatacak bir iki hoşluk gerçekleşebilir.

Herkesi kendisine benzetir. İstanbul ile aşk ilişkinizi daha sağlam bir zemine oturtmadıysanız (sağlam zeminli bir mahallede ev almayı kastetmesem de benim bile aklıma bu geldi!!), o kendinizi benzetmek için uğraşıp didindiğiniz İstanbul, öfkenizin, günlük huysuzluklarınızın, söylenmelerinizin, rakı sofralarının, kahvehane sohbetlerinin, apartman toplantılarının baş hedefi oluverir. Siz benzediğinizle kalırsınız.. İstanbul kendisindeki herkesi kendisine benzetir.

Gözükaradır. Bir sonraki adımda ne olacağını merak eder. Ne olacağını ise fazla hesap etmez. Doğrusu, hesap-kitaptan pek hoşlanmaz. Anlamaz diyemem, hoşlanmaz. Sonuçta içinden geldiği ya da aklına estiği gibi davranır. Bu gözü karalıktır. Talihi yaver gittiği sürece sorun çıkmaz. İstanbul talihlidir.

Talihlidir. Çünkü talihli olduğuna inanır.

Huzurludur. Zira, "... Şark oturup beklemenin yeridir. Biraz sabırla her şey ayağınıza gelir...." (A. H. Tanpınar, Huzur'dan). Formül belki de şarktadır. Ama İstanbul pek şarkta sayılamaz. İstanbul bir ayağı orada, bir ayağı buradayken, bu formülü pek uygulayamamıştır anlaşılan. Uygulayabileceği de yok gibidir. Zira, kafası pek karışıktır.

Streslidir. Çünkü, zaman onun kontrolundan çıkmıştır. Zaman kendi başına akışını sürdürürken, siz ve O, zamana yetişmeye çalışırsınız. "Stres" bu yetişme çabasından kaynaklanır. O çaba, İstanbul'u canlandırır. Ama, çok da yorar. Sinirli yapar. Sinirlidir.

İstanbul'un mizacı bizim mizacımızdan ne kadar farklıdır?





Facebook'da Paylas
Paylaşacak arkadaşlarınız yoksa, bir şeylere sahip olmanın da zevki yoktur...